| Bekir's profileYALANLAR BİTMEZ DUDAKLAR...PhotosBlogGuestbook | Help |
|
|
December 09 BAYRAM
August 12 İLGİNÇ DEĞİLMİ?Elbet bitecek
İLGİNÇ ???
İlginç, insan eğer ki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktarı çok bulur ama;
10 milyon ile mağazadan bir şey almaya gitse alacak bir şey bulamaz...
İlginç, insan 10 dakika zikir edecek olsa bu zamanı çok bulur ama bir film veya maç olsa bir buçuk saatlik zaman onun için hemen geçiverir... İlginç, bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna gider ama Cuma namazında hutbenin birkaç dakika uzaması hiç de hoşuna gitmez... İlginç, insan duyduğu dedikoduya hemen inanır ve kabullenir ama kesin doğru olduğunu bildiği bir şeyi inat ederek hemen kabullenmez... İlginç, insan modayı her an takip eder ama Peygamberimiz (s.a.v) sünnetini moda gibi bilmez veya bilse de uygulamaz... İlginç, insan camide bir saat ibadet ederek vakit geçirecek olsa onun için zaman geçmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun için çabucak geçer... İlginç, insan namaz kılarken, ibadet esnasında dünyevi konuları düşünmeyi sever Ama normalde İslamiyet'i düşünmekten kaçınır...
İlginç, insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır... İlginç, insan konserde ilk sıralarda olmak için çaba sarf eder ama Camide ilk sıralarda olmak için çaba sarf etmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıp gideyim diye son sıralarda olmak ister... İlginç, bir ayet ya da hadis ezberlemek insanın zoruna gider ama müzik listesi top 10'da olan şarkıların hepsini ezbere bilir... İlginç, insan ajandasında bir İslami toplantı için zaman bulamaz ama dünyalık işler için çok zaman bulur. İlginç, insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayı zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever... İlginç, insan CENNET' e gitmeyi ister ama hiçbir şey yapmadan... BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİMBİR AKŞAM ÜSTÜ YÜREĞİN DARALIRSA;
KATRAN KARASI GECELER SENİ BOĞARSA;
SIR VERECEK BİR DOST BULAMAZSAN;
GÖNÜL DOST`LARINI BİRGÜN BULURSAN;
HUZURU NEŞEYİ İSLAMDA BULURSAN;
NEFSİNLE ŞEYTANA CİHAD AÇARSAN;
GENÇLİGİNİ BİTİRİP ÖMRÜNÜN SONUNA VARIRSAN; Simit Parası İle CennetSİMİT PARASI İLE CENNET
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti: - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin? Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi: - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim. - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım? - Ahmet arkadaşımız var ya… - Evet, ne olmuş Ahmet'e? - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor. - Eee? - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz? Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu. Nurhan Öğretmen: - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum? - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum. - Nerede çalışıyorsun? - Simit satıyorum. Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu. Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu: - Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu. - Çok zengin bir işadamı… - Niçin? - İnsanlara daha çok yardım etmek için… - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı? - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım. — Neden olmaz? — Üç sebepten dolayı olmaz. Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor. İkincisi: "Ağaç yas iken eğilir." deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar. Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu: - Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi. - Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu? Nurhan Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını "Evet" anlamında sallarken Ali’yi evine yolladı. Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını. Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı. Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık "Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak" diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, "Ne dediniz hocam?" demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti VEDA HUTBESİ VEDA HUTBESI ![]() Bu hutbe, M.S. 632 yilinda Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz tarafindan yüz bini askin müslümana irad edilmistir. Hz. Muhammed (S.A.V.) Allaha hamd ve senâdan sonra söyle buyurmustur EY INSANLAR ! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha bulusamayacagim. EY INSANLAR ! Bu günleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur. ASHABIM Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da isitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmis olur. EY INSANLAR ! Kimin yaninda bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çesidi kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Lâkin borcunuzun aslini vermek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz. Allahin emriyle faizcilik artik yasaktir. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayagimin altindadir. Ilk kaldirdigim fâiz de Abdulmuttalibin oglu (amcam) Abbasin faizidir. ASHABIM ! Cahilliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalibin torunu (yegenim) Rebîanin kan davasidir. INSANLAR ! Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmistir. Fakat siz bu kaldirdigim seyler disinda, küçük gördügünüz islerde ona uyarsaniz bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz EY INSANLAR ! Kadinlarin haklarina riayet etmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, emaneti olarak aldiniz; onlarin namuslarini ve iffetlerini adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerinde haklariniz, onlarin da sizin üzerinizde haklari vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz, onlarin, aile yuvasini, hoslanmadiginiz hiçbir kimseye çignetmemeleridir. Eger razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi aile yuvaniza alirlarsa, onlari hafifçe dögüp sakindirabilirsiniz. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, memleket görenegine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdirMÜMINLER ! Size bir emanet birakiyorum ki ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmazsiniz. O emanet Kitabi KurandirMÜMINLER ! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanin kardesidir, böylece bütün müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz baskasina helal degildir. Meger ki gönül hoslugu ile kendisine vermis olsun... ASHABIM ! Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakki vardir EY INSANLAR ! Teala her hak sahibine hakkini vermistir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina yapan için mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait oldugunu iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan nankör, Allahin gazabina, meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin düsmanligina ugrasin! Cenab-i Hak bu insanlarin ne tevbelerini ne de sehadetlerini kabul eder.INSANLAR ! Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? Allahin risâletini teblig ettin, görevini yerine getirdin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye sehadet ederiz. (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek sahadet parmagini göge dogru kaldirarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek söyle buyurdu.) Sahid ol yâ Rab! Sahid ol yâ Rab! Sahid ol yâ Rab! Geri sayım sen doğduğunda başladı !Eğer (9) canlı bile olsaydın en fazla (8) kez kaçabilirdin ölümden!Bil ki (7) düvele sultan dahi olsan yerin (6) mekan olacak sana. En fazla (5) metre kumaş götürebileceksin!Kapatacaksın (4) açsanda gözlerini! Bu (3) günlük fani dünyada Azraile (2) kat olup yalvarsanda nafile ecel geldiğinde (1) gün öleceksin! İşte, o an herşey (o) dan başlayacak.Çünkü, ÖLÜM BİR YOK OLUŞ DEĞİL,YENİDEN DOĞUŞTUR!
|
|
|