Adı hüzün olsun bu gerçeğin. Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin Ve senden sonraki yaşantımın, Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığın, Tek mevsimlik dünyamın, Ve senden bana kalanların, Rotasız başlayan yolculuğumun, Her limanda yüzleştiğim sensizliğin, Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerin, Bir yarısı sende kalan geçmişin, Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin, Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın, Azalan ideallerimin, Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların Birbirine benzeyen her günün Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım kirli odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımın, Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin, Sensizliğin, yarım kalmışlığın, Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerin, Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların, Sadakatini elden bırakmayan gönlümün, İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının, Ve bu şiirin adı hüzün olsun
Gül!... Bakıldığında ayrı, koklandığında ayrı, her insanda farklı çağrışımlar bırakan Gül!... En usta Ressam’ın çok ufacık fırça oynatmasıyla “ Kûn” emriyle oluveren güzellik. İnsanların duygu dünyasına tercüman olarak kullandıkları şaheser. Sarısıyla,kırmızısıyla,beyazıyla Gül!.. Verilene, verenin ; sevgisinin,özleminin,dargınlığının,barışıklığının ifade aracı Gül!..
İnsanı insan yapan özellik; tüm bu duygularının barındığı kalbin vazgeçemediği, hal dilinin kelimeleri , şiirleri olagelmiş Gül!...
Yere göğe sığmayıp kendisini tanıyan, seven kulunun kalbine sığan Rabbin konuk olduğu gönül sarayının coşup, taşmasına sebep olan Gül!..
O halde; birbirimize bunca kin, nefret,anlamamakta ısrar ,kırmak hatta öldürmek ne diye? En kolay, en iyi “Gül “ dilinden anlayan yüreklere söylenenleri “Gül’e der gibi” söylemek dururken, dikenleriyle yaralayıp, ığıl ığıl kan sızdırmasına çalışmak, gayret etmek, zalimliğine talip olmak akıl kârı mı? Simgesi Gül olan Sevgili’nin izinden gidip en kârlı , en hoş kokulu ticaret Gül alıp
Gül satmaya ne dersiniz?
Bu ticarette gözler ve yüreklerin eşlik ettiği “Gülümseme” hiçbir çıkar beklemeden bedava satılır. Karşılığı bire yedi yani “Yediveren Gül” olarak alınır. Dostluk,sevgi, muhabbetin gül kokuları ortalığı kaplar. Öyle ki bu koku sizi ahirete taşır, cennetin gül kokusuyla birleşir.
Şu saniyeden itibaren; söylediklerimizi “Gül’e-der gibi” deyip, Gül alıp, Gül satmaya, sonrada yediveren Gül olarak devşirmeye, dünyayı Gülistan eden bahçıvanlar olmaya var mısınız?
Vakti şerif cuma, ömür şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola. Aşkullah, Muhabbetullah, Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola. Şafaat_ü Nebi cümlemize nasip ola... Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun, sonra ihtiyacı olana tesir buyursun. Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin.. Hayırlı cumalar.
Kendimize
hiç sorduk mu acaba ? Yaşamın neresindeyim, imanımın neresindeyim,...
ve dahi neresindeyimin neresindeyim. Belki ömrümüzün son demlerini
yaşarken böylesine kendimize zaman ayırıp hesap görebildik mi ? Bunları
öylesine unutmuşuz ki bir türlü fırsat bulamıyor, vakit ayıramıyoruz.
Ötesi kendimizi, sevdiklerimizi, hayallerimizi, düşüncelerimizi de
eklersek müthiş derecede zavallı duruma gelen bizler bu duruma daha ne
kadar tahammül edebiliriz. Bunlar kesinlikle isyan değil. Üzüntümüzün,
sıkıntımızın bir türlü kendimizi bulamamış olmanın buhranı, çevremizin,
insanların, değer yargılarımızın dejenere olması, dostlukların,
arkadaşlıkların menfaatlere kurban edilmiş olması ve düzeni çıkar,
maddiyat olan zihniyet.
Herşeyimizi
insan olarak maneviyatımızı, saflığımızı, temiz düşüncelerimizi,
güvenimizi, sevgimizi, saygımızı en önemlisi takvamızı [ imanımızı ] çalma uğraşı içindeler. Tabiri
caizse, pamuk ipliğine bağlı imanımızı güçlü, kuvvetli hale getirmek
şöyle dursun; hergün belki sayısız günah işleyip tövbe - istiğfar
etmeden, ar damarı çatlamışcasına, emr-i bil maruf'u bırakıp nehy-i
anil münker'i terk ederek kısaca ALLAH'tan (c.c.) uzaklaşarak kendimizi
nasıl bir ateşe attığımızı göremiyor muyuz?
Biz
aramalıyız ihlasımızı, gönül ateşimizi,gönül zenginliğimizi, kalbimizin
heyecanını bu öyle bir hasret ki; gönül gözü açık kalple muazzam bir
tatlılık, zevk ve tarifi olmayan duygularımızın lezzetini bulmak, ulvi
derecelere ulaşmak gerekiyor.Sabretmesini bilmiyor, devamlı hata yapıyoruz.
Yani hergün için yeni bir sayfa açıyor olmamızla beraber, birgün temiz, beyaz sayfaların biteceğini bilmeliyiz biliyoruz. İnsan
bir boşluk ve amaçsızlık içinde hissedebilir kendini. Sanki şu ana
kadar bahsedilenler de bir karamsarlık hissedilse de esası hesapsız yaşamanın bir faturası sonunda ağır olabilir.
Bu
yüzden dir ki gün bugün ise hesap bugünden görülmeli yapılan hatalardan
bir ders almanın vakti geldide geçiyor. Zaman değerli su misali akıp
gidiyor. Şuurlanmalıyız. Rabbimizden hakkıyla korkmalıyız ibadet ve taatta bulunmalıyız.
İmanımızı kurtarmalıyız. Mevlamızın kulları olarak rahmetineyürüyebilmeliyiz. Rahmetini celbeedecek bir ömür yaşamalıyız. Huzur iklimine güzelliklere doğru yol almalıyız.
" Aşk'ı unutmuştuk, AŞIK olmalıyız BiZ. "
RıZa BeRKaN GÜLER
/21.05.2003
HAYIRLA KALIN
Her şey ama herşey gönlünüzce olsun. Tüm güzellikler sizi bulsun.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Hiçbir Emanetin Zayi olmadığı Yüceler Yücesi ALLAH'a emanetsiniz.
Allah'ım
! Nefislerimizin terbiyesinde bize yardımcı ol... Bizi doğru yoluna kavuştur. Allah'ım,kalplerimizi
nurlandır, nurlandır ki, insanlar nurumuzdan istifade etsinler. Bize ünsiyet şarabından
içir, içir ki susuzluğumuzdan eser kalmasın... Bize şükrü ilham et. Allah'ım ! Bizi
yalancılıktan uzak eyle, ( amin )
Yâ Rabbî.
Bize sarsılmaz bir imân, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalp, sabredici beden,
zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, sâlih evlat, dünya
ve ahirette güzellik ihsan et, ana ve babamızı da mağfiret eyle... Ya Rabbî...
Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyanın, Ehl-i beytin, Eshab-ı
kiramın ve bütün evliyay-ı kiramın sevgisini ve sevgisine kavuşturacak amel ve
işleri nasip eyle... ( amin )
Rabbimiz!
Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi
Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz
ihtiyaç,
Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin
baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap. ( amin )
bir
kıştı sudan beyaz mutlandıran kimi kimi dünyanın bir yerinde kimi öbür
yerindeydi resimlerinde kayılmayan tepelerden düşlere dalan öyküsüz
konaklayan kiminin intikamı servet avıydı kimilerinin ve çocukları daha
müşküldü daha kıymetliydi biliyorlardı işlerini demokrasi
havarileri yüzlerceden alıp ta birine yedirmeyi karartıp yaşamları biner
biner dolar dağları petrol çölleriydi
hevesleri
giremezdi
düşlere savaş kapıdaki savaş giriverdi içeri yaktı yıktı kül eyledi
gitmedi gözlerden kulaklardan bedenlerden yerleşip el alemin ülkesine
toprağına evine feryatlar acılar beddualar göğe erdiler birden yenik
düşmedi bahara ve yaza savaş gönderilemedi e-medeniyet gönlün boş kalbin
kuru tanırsınız bir kısım çocuklara bir daha
bahar gelmedi
Mehmet
Necip Özmen
yanık koza
Bir ateş sarar acı
dolan yürekler Yine koşar hasretlere ümitler sana hüzün sevgiler der
armağan
bir güneş batar
yok olur tüm sevdalar yine rüzgar karanlık yamaçlarda sana hasret göz
yaşıyla armağan
Ölmeyi bekler tüm
kelebekler Aşka ihanet ateşten hançer Ölmeyi bekler tüm kelebekler Aşka
ihanet ateşten hançer
Bir yanık koza
olur tüm yürekler yanar durur kor gibi beklerler bize ölüm sevgilerden
armağan
Yavuz
Bingöl
BOYKOTA DEVAM
MALİKÜ’L-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden
doğan güneşte..! Sen her şeyin tek sahibi
ALLAH’ım, İçimde bir uçurumken hayat, üstelik
çıkmazdayken dar sokaklarım EL-MÜHEYMİN sesi kulağımda, Sen aciz kullarını
unutmayan, hep gözeten ALLAH’ım, yardım et bu kuluna, Savruluyorum,
nereye gitsem bilmiyorum, bir dağa bakıyorum bir
mahlukata..! Hepsi rükuda, hepsi
kıyamda..! Çiçekler, otlar, toprak
secdede..! En küçük mahlukat zikirde, insanlık ise
gaflette…! YA
HÂLIKdiyor tabiat; adem ise hüsranda,
azapta…! Ey incelik, lütuf sahibi
EL-LATİF Ey kusurlardan münezzeh
KUDDÜS Ey adalet sahibi
EL-ADL Ey büyüklük sahibi
EL-AZİM Ey merhamet sahibi
ER-RAHMAN Nereye baksam, nereye dönsem sen
tecelli ettin, Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış, Her şey
Sen’de yaşarken; İnsanlık nefsinde ölmüş Her yer Sen’de iken, insanlık her
yerde viran olmuş, Bu viran şehirde, divane dünyada yalnız bırakma
bizi UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAH’ım
(c.c.)…!!!! Bizi bize bırakma ALLAH’ım
(c.c.)….!!!!
“Kıyamet günü Arş-ı Azam’ın
etrafında bir takım insanlar için kürsüler kurulacak. Onların yüzleri ayın
ondördü gibi parlayacak. İnsanlar feryat ederken onlar sakin olurlar, insanlar
korkarken onlar korkmazlar. Onlar Allah’ın korku ve kederleri olmayan gerçek
dostlarıdır.” Bu sözleri üzerine kendisine “Onlar kimler ey Allah Rasulü?” diye
sorulunca şöyle cevap verdiler: “Onlar Allah için birbirini sevenlerdir.”
Allah’ın Sevgisi
“Allah Tealâ buyuruyor ki: Benim için birbirini
seven, birbirini ziyaret eden, birbirine bol bol ihsan eden ve yardımda
bulunanlara sevgim hak oldu.”
İki El Gibi
“Birbirini Allah için
seven iki kardeşin buluşması, biri diğerini yıkayan iki el gibidir. Ne zaman
böyle iki mümin bir araya gese, Allah Tealâ birini diğerinden faydalandırır.”
En Büyük Kötülük “Mümin kişiye kötülük olarak, din kardeşine hakarette
bulunması yeter.”